Kamu ihalelerinde rekabetin en sade göstergesi tek geçerli teklifle sonuçlanan ihalelerdir: yalnız bir geçerli teklif varsa ortada gerçek bir yarış yok demektir. Firmaları kazandıkları toplam sözleşme sayısına göre gruplayıp her grubun tek-teklif oranına baktığımızda tek yönlü bir eğri çıkıyor — bir firma ne kadar çok iş almışsa, kazandığı ihalelerde o kadar az rakiple karşılaşıyor. En yerleşik firmalar, ihalelerinin çoğunu tek başına giriyor.
Firmaları kazandıkları toplam sözleşme sayısına göre beş gruba ayırdık ve her grupta tipik (medyan) firmanın tek-teklif oranını hesapladık. Medyan kullanmamızın nedeni önemli: ihaleyi tek tek saydığımızda birkaç dev tedarikçi (binlerce ihale kazanan katalog/çerçeve firmaları) tabloyu çarpıtıyor. Medyan, her firmayı bir kez sayar ve bu uç değerlere dayanıklıdır — yine de eğri her ölçüde aynı yönde.
Son sütun (ihale-ağırlıklı) en yerleşik grupta %87,4'e fırlıyor. Aradaki fark tesadüf değil: 500+ sözleşmeli grupta bir avuç firma — belirli ecza/medikal, akaryakıt, araç ve bilişim katalog/çerçeve tedarikçileri — tek başına binlerce tek-teklifli ihale kazanıyor. Yani rakipsizlik en tepede, ihale sayısıyla ölçüldüğünde medyanın da ötesinde yoğunlaşıyor. Manşeti yine de dayanıklı olan medyan üzerinden veriyoruz; %87,4 bu yoğunlaşmanın işareti.
En önemlisi — gelmediği anlam: Bu veri, çok kazanmanın rekabetsizliği doğurduğunu kanıtlamaz. İlişki güçlü ama korelasyon; nedensellik değil. En az üç makul açıklama var ve büyük olasılıkla hepsi bir arada: (1) sektör bileşimi — yüksek hacimli firmalar doğası gereği az-rakipli nişlerde (belirli ecza deposu, tıbbi cihaz, çerçeve/katalog alımı) yoğunlaşıyor; oran firmayı değil, alanı yansıtıyor olabilir. (2) seçilim — bir firma tam da rakipsiz işleri kolayca kazandığı için çok sayıda sözleşmeye ulaşmış olabilir (yani ok yönü tersine de akabilir). (3) çerçeve/katalog anlaşmaları — bazı alımlar yapısal olarak tek tedarikçiye gider.
Geldiği anlam: Firma hacmi ile karşılaşılan rekabet arasında, 31 binden fazla firma üzerinde ölçülen güçlü ve tutarlı bir ters ilişki var. Kamu alımlarında "yerleşiklik" boş bir kelime değil — en çok iş alan firmalar ölçülebilir biçimde daha az yarışın içinde. Bu, rekabeti artırmayı hedefleyen politikalar için nerede bakılması gerektiğini gösteren bir işaret: en yoğun tek-teklif, en yerleşik tedarikçilerin ve onların faaliyet alanlarının etrafında toplanıyor.
Rekabet ölçüsü, bir ihalenin tek geçerli teklifle sonuçlanıp sonuçlanmadığıdır (geçerli teklif sayısı = 1). Yalnızca tek-lotlu sonuçlanmış ihaleler alınmıştır; çok-lotlu ihalelerde satır bazlı sayım yanıltıcı olduğundan dışlanmıştır. Firmalar EKAP kazanan kaydından (kazanan_firma_norm) yüklenici kaydına eşlenmiş; kamu alıcısı olarak sınıflanan kayıtlar (müdürlük, döner sermaye vb. — firma değil) ayıklanmıştır. Güvenilir oran için yalnızca en az 10 tek-lotlu ihalesi olan firmalar kapsama alınmıştır: 31.278 firma, 1.020.107 ihale.
Neden medyan? Her firmanın kendi tek-teklif oranı hesaplanıp grup içinde medyanı alınmıştır. İhaleleri tek tek saymak (ihale-ağırlıklı), binlerce ihale kazanan birkaç uç firmanın tüm grubu domine etmesine yol açar; medyan her firmayı bir kez sayarak buna dayanıklıdır. Şeffaflık için üç ölçü de (medyan, firma-ortalaması, ihale-ağırlıklı) tabloda verilmiştir; eğri üçünde de aynı yönde.
Sınırlar: Toplam sözleşme sayısı firmanın bugünkü yaşam boyu değeridir; kesitsel bir bakıştır, "firma tecrübe kazandıkça" şeklinde zaman-içi bir okuma değildir. Korelasyon nedensellik taşımaz (yukarıdaki üç açıklama). Sektör kırılımı bu yazıda kontrol edilmemiştir; en yerleşik grubun az-rakipliliğinin ne kadarının sektör bileşiminden geldiği ayrı bir çalışmanın konusudur. Tüm ölçümler anonim agregattır; hiçbir yüklenici kimliği kullanılmamıştır.
Bu bir İhaleGlobal Araştırma Enstitüsü yayınıdır · Hacettepe Teknokent iş birliğiyle · Kaynak: kamuya açık EKAP kayıtları.