Bir kamu ihalesi sonuçlanıp sözleşme imzalanınca hikâye çoğu zaman biter. Ama her zaman değil: sözleşmelerin küçük bir bölümü feshedilir ya da yüklenici değişikliğiyle tasfiye/devir yaşar. Bu, bir yüklenici hakkındaki en güçlü olumsuz sinyallerden biridir. Sonuçlanan 1.639.708 sözleşmenin kaydına baktığımızda bu payların ne kadar olduğunu ve — daha ilginci — hangi sözleşmelerin yarıda kaldığını görebiliyoruz. Sonuç sezgiye kısmen ters: feshi belirleyen, ihalenin ne kadar "kıyasıya" kapandığı (indirim derinliği) değil, sözleşmenin büyüklüğü.
Sözleşmeleri bedel dilimlerine ayırdığımızda örüntü çok net. Fesih oranı 100 bin TL altındaki sözleşmelerde %0,20 iken, dilim büyüdükçe düzenli olarak yükseliyor ve 5–20 milyon TL bandında %1,57 ile tepe yapıyor — yaklaşık sekiz katlık bir fark. Tasfiye/devir oranındaki tırmanış daha da dik: en küçük dilimde %0,04, 20 milyon TL üstü sözleşmelerde %1,90; yani en büyük sözleşmeler en küçüklere göre yaklaşık elli kat daha sık tasfiye yaşıyor.
Bunun sezgisel bir açıklaması var: büyük sözleşmeler genellikle daha uzun sürelidir, daha karmaşık iş kapsamı taşır ve daha fazla dış etkene (fiyat dalgalanması, tedarik zinciri, mevzuat değişikliği) maruz kalır. Süre ve karmaşıklık arttıkça, sözleşmenin ömrü boyunca "bir şeyin ters gitme" olasılığı da artar. En büyük dilimde feshin hafifçe gerileyip tasfiyenin öne geçmesi de bu resmi tamamlıyor: en büyük işlerde yüklenici tamamen düşürülmek yerine, iş çoğu zaman devir ya da tasfiyeyle bir başkasına aktarılıyor.
Buradaki en akla yatkın hipotez, "kazananın laneti"dir: yüklenici işi kapmak için aşırı düşük teklif verir (yüksek tenzilat), sonra bu fiyata işi bitiremeyip sözleşmeyi yarıda bırakır. Eğer doğruysa, yüksek tenzilatlı sözleşmelerde fesih oranının belirgin biçimde yükselmesini beklerdik. Veri bunu desteklemiyor. Sözleşmeleri indirim (tenzilat) derinliğine göre dilimlediğimizde fesih oranı neredeyse düz kalıyor — her dilimde %0,51 ile %0,65 arasında, belirgin bir yön yok. İndirim derinliği tek başına feshin öngörücüsü değil.
Bu, "aşırı indirim tek başına riskin göstergesidir" şeklindeki yaygın sezgiye karşı bir uyarıdır. En yüksek indirim diliminde (%50 ve üstü) fesih oranı %0,59; en düşük dilimden (%0,54) anlamlı biçimde farklı değil. Riskin asıl ekseni indirimin ne kadar keskin olduğu değil, sözleşmenin ne kadar büyük olduğudur.
Sözleşmenin hangi usulle imzalandığı da fark yaratıyor. Açık ihale usulüyle yapılan sözleşmelerde fesih oranı %0,63 iken, pazarlık usulünde %0,26 — açık ihalenin yaklaşık iki katı altında. 4734 sayılı kanunun 3-g istisnası kapsamındaki sözleşmeler ise neredeyse hiç feshedilmiyor (%0,01); bu kapsam çoğunlukla önceden tanımlı, tekrarlayan ve düşük belirsizlikli alımları içerir. Aradaki fark, usulün kendisinden çok usulün uygulandığı işlerin niteliğinden kaynaklanıyor olabilir: açık ihaleler daha geniş, daha rekabetçi ve çoğu zaman daha karmaşık işlere açılır.
En önemlisi — gelmediği anlam: Bir sözleşmenin feshedilmiş olması, tek başına yüklenicinin kusurlu, yetersiz ya da kötü niyetli olduğunun kanıtı değildir. Fesih, tarafların karşılıklı anlaşmasıyla, mücbir sebeple, idarenin ihtiyacının değişmesiyle ya da ödenek/süre kaynaklı nedenlerle de gerçekleşebilir. Bu yazı hiçbir firma, idare ya da sözleşme hakkında hüküm içermez; fesih ve tasfiye, yalnızca yapısal olarak — bedel dilimi, indirim ve usul ekseninde — toplulaştırılmış olarak incelenmiştir. Tekil bir sözleşmenin neden yarıda kaldığı bu veriden okunamaz.
Geldiği anlam: Sözleşme büyüklüğü, yarıda kalma riskinin açık ara en güçlü yapısal göstergesidir; bu ilişki fesihte de tasfiyede de tutarlıdır ve indirim derinliği ile açıklanamaz. Bu, hem kamu alıcısı hem de tedarikçi için pratik bir çıkarım sunar: büyük sözleşmeler, imza sonrası izleme ve risk yönetimine küçük sözleşmelerden daha fazla ihtiyaç duyar. Bulgu bir nedensellik iddiası taşımaz; büyüklüğün, süre ve karmaşıklık gibi gözlemlenmeyen etkenlerin bir göstergesi (proxy) olması muhtemeldir.
Fesih ve tasfiye durumu, EKAP sonuç kayıtlarındaki sözleşme detayından (fesihString ve tasfiyeTransferString alanları) türetilmiştir. Analiz, bu detayın dolu olduğu 1.639.708 sonuçlanmış ihaleyi kapsar. Oranlar ihale düzeyinde hesaplanır: bir ihale, kısımlarından herhangi birinde fesih/tasfiye varsa "feshedilmiş/tasfiyeli" sayılır; oran, ilgili gruptaki toplam sözleşme sayısına bölünerek bulunur. Tenzilat kırılımı yalnızca tek-lotlu sözleşmelerle sınırlıdır; çok-lotlu ihalelerde satır bazlı tenzilat yanıltıcı olduğundan bu analize alınmamıştır. Bedel dilimleri, geçerli sözleşme bedeli (0'dan büyük ve 5 milyar TL'nin altında) olan kayıtlar üzerinden oluşturulmuştur.
Sınırlar: Fesih bir sözleşmenin ömrü boyunca sonradan gerçekleşir; bu yüzden yeni imzalanmış sözleşmeler henüz feshedilme "fırsatı" bulamamış olabilir. Bu sağ-sansür etkisi, son yılların fesih oranını olduğundan düşük gösterme eğilimindedir — nitekim 2024–2026 kayıtlarındaki görece düşük oranların bir kısmı gerçek bir iyileşme değil, bu ölçüm gecikmesinin sonucudur. Bulgular tekil sözleşmeler için değil, toplulaştırılmış örüntüler için geçerlidir; bedel ile risk arasındaki ilişki güçlü ve tutarlı olsa da nedensellik iddiası taşımaz ve iş türü ile sektör dağılımından kısmen etkilenebilir.
Bu bir İhaleGlobal Araştırma Enstitüsü yayınıdır · Hacettepe Teknokent iş birliğiyle · Kaynak: kamuya açık EKAP kayıtları.