Kamu ihalelerine gelen teklif sayısı, alımı yapan kurumun türüne göre keskin biçimde değişiyor. İl özel idarelerinin ihalelerine ortalama 5,0 firma teklif verirken, KİT'lerin ihalelerine yalnızca 2,1 firma giriyor ve bunların %73,6'sı tek teklifle kapanıyor. Ama bu tablo göründüğü kadar basit değil: farkın büyük bölümü kurum türünün değil, aldığı ihalelerin büyüklüğünün izini taşıyor — az rekabet çeken türler daha küçük ihaleler alıyor.
İki rekabet göstergesi birbirini doğruluyor: ortalama teklifin yüksek olduğu türlerde tek teklif oranı düşük, düşük olduğu türlerde yüksek. Ama tablonun son sütunu asıl hikâyeyi ele veriyor. Sıralamanın en az rekabetçi ucundaki KİT'lerin medyan ihale bedeli yalnızca 37.714 ₺, Milli Eğitim'in 88.500 ₺ — yani bu türler ağırlıkla çok küçük ihaleler alıyor. En rekabetçi görünen su-kanal idareleri (930.000 ₺) ve merkezi bakanlıklar (882.000 ₺) ise çok daha büyük ihaleler açıyor. Bu, tesadüf değil.
Daha önce ihale büyüklüğü ve rekabet yazısında gösterdiğimiz güçlü bir örüntü var: küçük ihaleler az teklif çeker. 100 bin TL altındaki ihalelerde ortalama 2,2 teklif alınırken, 20 milyon TL üstünde bu sayı 7,1'e çıkıyor. Teklif hazırlamak büyük ölçüde sabit bir emek olduğundan, küçük işler firmalar için çoğu zaman "değmeyen" işlerdir.
Bu, kurum türü sıralamasının önemli bir bölümünü açıklıyor olabilir. KİT ve Milli Eğitim gibi az rekabet çeken türler, aynı zamanda en küçük ihaleleri alan türler. O halde dürüst soru şu: aynı büyüklükteki ihaleleri karşılaştırdığımızda, tür farkı hâlâ duruyor mu?
Bunu test etmek için tek bir bedel dilimine — 100 bin ile 500 bin TL arası ihalelere — indik ve türleri yeniden karşılaştırdık. Aşağıdaki grafik, her tür için genel ortalama teklif sayısı ile bu dar bedel dilimi içindeki ortalamayı yan yana koyuyor.
Grafik iki şeyi birden gösteriyor. Birincisi, büyüklük gerçekten de belirleyici: aynı bedel diliminde fark ciddi biçimde daralıyor. KİT'in ortalaması 2,1'den 2,5'e yükseliyor, tek teklif oranı %73,6'dan %53,5'e iniyor — yani KİT'in tekelci görünümünün önemli bir kısmı, aldığı ihalelerin küçüklüğünden kaynaklanıyor, tür kimliğinden değil. Tersine, merkezi bakanlıkların ortalaması 4,7'den 3,7'ye düşüyor: yüksek rekabetlerinin bir bölümü, büyük ihaleler açmalarından geliyordu.
İkincisi ve aynı ölçüde önemlisi: fark tamamen kaybolmuyor. Aynı 100–500 bin TL diliminde bile il özel idareleri (4,9 teklif) ve taşra bakanlık birimleri (4,1) en rekabetçi kalmaya devam ediyor; sağlık (2,6), belediye (2,5) ve KİT (2,5) en altta. Üstelik il özel idareleri küçük ihaleler alıyor (medyan 171.996 ₺) — yani yüksek rekabetleri büyüklükle açıklanamaz. Sağlık kuruluşları ise hangi büyüklükte olursa olsun düşük rekabette kalıyor. Kısacası ihale büyüklüğü tablonun büyük ama tek başına yeterli olmayan parçası; büyüklükten arındırdıktan sonra da kalıcı bir tür farkı gözleniyor.
Büyüklükle açıklanmayan kalıntı farkı, kurumların ne satın aldığı daha iyi açıklıyor gibi görünüyor. Bu bir nedensellik iddiası değil; gözlenen örüntünün olası bir okuması:
Gelmediği anlam: Yüksek tek teklif oranı ya da düşük teklif sayısı, tek başına bir usulsüzlük göstergesi değildir ve o kurum türünün "kötü" olduğunu göstermez. Gördüğümüz gibi, farkın büyük bölümü türlerin aldığı ihalelerin büyüklüğünden ve satın aldıkları kalemlerin piyasa yapısından kaynaklanıyor — kurumların tercihinden değil. Bu yazı hiçbir kurum, idare veya firma hakkında hüküm içermez; tür adları nötr sınıflandırmalardır.
Geldiği anlam: Kurum türü ile rekabet arasında ölçülebilir bir ilişki vardır, ama bu ilişkinin büyük bölümü ihale büyüklüğü üzerinden işler. Büyüklükten arındırdıktan sonra da kalıcı bir tür farkı gözlenir; bu kalıntı fark, kurumların ne satın aldığıyla (yerel/niş vs. standart/geniş piyasa) ilişkili görünmektedir. Rekabeti artırmanın yolu her türde aynı değildir: küçük ve yerele bağlı alım yapan türlerde kazanç, ihaleleri akıllıca gruplamak ve şartnameleri gereksiz daraltmamaktan; büyük standart alım yapan türlerde ise rekabet zaten güçlüdür.
Analiz yalnızca 4734 sayılı Kanun kapsamındaki tek-lotlu (lot_sayısı=1) sonuçlanan ihaleleri kapsar; doğrudan temin bu analizin dışındadır. Çok-lotlu ihalelerde teklif sayısı lot düzeyinde şişebildiği için karşılaştırma dışında tutulmuştur. Kurum türü, ihaleyi açan idarenin ilan kaydındaki sınıflandırmasından türetilir; sınıflandırma fold-tabanlı otomatik bir eşlemedir ve kusursuz değildir — belirsiz idareler kıyaslamaya alınmamıştır. Yalnızca tür başına en az 2.000 ihalesi olan türler raporlanmıştır. Ortalama teklif, geçerli teklif sayısı kaydı bulunan ihaleler üzerinden; tek teklif oranı bu ihaleler içinde teklif sayısı 1 olanların payıdır. Medyan bedel, sözleşme bedeli sıfırdan büyük olan kayıtlar üzerinden hesaplanmıştır. Kapsam, bu ölçütleri karşılayan 1.392.007 tek-lotlu ihaledir.
Büyüklük etkisi hakkında: Türler arası ham farkın önemli bir bölümü ihale büyüklüğü farkından gelir. Bu yazıda bu etki, (1) her tür için medyan ihale bedeli gösterilerek ve (2) tek bir bedel dilimi (100–500 bin TL) içinde türler yeniden karşılaştırılarak açıkça ele alınmıştır. Aynı örüntü daha yüksek dilimlerde de (ör. 1–5 milyon TL) genel hatlarıyla korunmaktadır. Yine de bedel dilimi içi karşılaştırma büyüklüğü tamamen sabitlemez; dilim içinde de bir dağılım vardır.
Sınırlar: İlişki nedensellik iddiası taşımaz; iş türü (mal/hizmet/yapım) ve sektör dağılımından da etkilenir. Kurum türü ataması otomatiktir ve bir idarenin gerçek görev alanını her zaman birebir yansıtmayabilir.
Bu bir İhaleGlobal Araştırma Enstitüsü yayınıdır · Kaynak: kamuya açık EKAP kayıtları.